23.59
Mesajın uzunluğu kadar, onu tam o saatte göndermek için beklemiş olman da aklımda kaldı. Doğum günüme seninle girmemi istemen dışarıdan küçük bir detay gibi görünebilir. Bana öyle gelmedi.
Bana yazdığın mesajdan sonra sadece teşekkür etmek yetmedi. Hazırsan içeri geç.
devam etmek için dokunBana yazdığın o uzun mesajdan sonra, kısa bir cevap verip geçmek içime sinmedi. O yüzden 15 Temmuz’dan önce sana biraz daha bana benzeyen bir şey hazırladım.
Yeni bir şeyin
ilk cümlesi.
Mesajın uzunluğu kadar, onu tam o saatte göndermek için beklemiş olman da aklımda kaldı. Doğum günüme seninle girmemi istemen dışarıdan küçük bir detay gibi görünebilir. Bana öyle gelmedi.
Büyük cümleler kurmadan da aklımda kalan birkaç an var. Şimdilik hikâyemizin en sevdiğim tarafı bu galiba.
Saatlerce sesli konuştuk. Ne ara bu kadar zaman geçtiğini anlamadım; konuşmak baştan beri garip şekilde doğal geldi.
Sana bir şey gösterdikçe aklıma başka bir şey geldi. Bildiğim şeyleri sabırla, biraz da heyecanla anlatırken dinlemen hoşuma gitti.
Bir şey olduğunda seni savunmam ve küfür edeceğim sırada sesini kapatmanı istemem çok büyük bir olay değildi. Ama sen o küçük detayı hatırladın.
PayTR benim kullandığım sanal isim. Mesajındaki “Bu PayTR biliyor işini.” cümlesinde beni nasıl gördüğünü hissettim. O yüzden bu cümle aklımda kaldı.
Ekranda kalan birkaç şeyi de buraya koydum. Bazıları sadece o anı hatırlatsın diye.
03
05
07
16Bunlar hazır bir iltifat listesi değil. Her biri, konuşurken veya o mesajı okurken fark ettiğim somut bir şey.
Küçük bir davranışı bile hatırlaman, senin için ayrıntıların gerçekten önemli olduğunu gösterdi.
23.59’da yazmak için beklemen, özenin bazen ne kadar sessiz göründüğünü ama yine de nasıl belli olduğunu hatırlattı.
İlk gece o kadar uzun konuşabilmemizin bir sebebi de kendimi bir şey kanıtlamak zorunda hissetmememdi.
Ne düşündüğünü saklamadan söylemen, birbirimizi tanımaya çalıştığımız bu dönemi daha kolay ve daha gerçek yapıyor.
Bazen belli belirsiz ortaya çıkan o tarafın var ya; fazla büyütmeden söyleyeyim, hoşuma gidiyor.
Ekranın dışındaki ilk bölümümüz için küçük bir sayaç.
Buluşacağımız için heyecanlıyım. Biraz geriliyorum da, yalan söylemeyeyim. Ama seni ekrandan değil, gerçekten karşımda görecek olmak bütün heyecana değiyor.
Doğum günümde bana yazdığın mesajı ilk gördüğümde ne diyeceğimi tam bilemedim. Çünkü kısa bir kutlama beklerken, gerçekten oturup düşünülmüş uzun bir mesaj okudum. Bitirince yüzümde istemsiz bir gülümseme vardı. Sonra bazı yerlerine geri döndüm. Birkaç kez okuduğumu söyleyebilirim; bunu yazarken bile biraz utanıyorum ama durum bu.
Bana bu kadar özenli davranman değerli geldi. Mesajın sadece güzel cümlelerden oluşmuyordu; doğum günümde beni gerçekten özel hissettiren bir zamanı da vardı. Tam 23.59’da göndermen, benimle doğum gününe girmemi istemen… Belki kulağa küçük geliyor ama ben o küçük şeyleri fark ediyorum. Zaten senin de küçük şeyleri fark ettiğini sonradan daha iyi anladım.
Sana sadece teşekkür edip geçmek istemedim. Sana mahcup olduğum için ya da senin mesajınla yarışacak bir şey yapmak istediğim için değil. Böyle düşünmeni hiç istemem. Sadece, bana verdiğin emeğin havada kalmasını istemedim. Benim kendimi anlatma şeklim bazen uzun bir mesaj yazmaktan çok, oturup bir şey üretmek oluyor. Bu yüzden sana bunu hazırlamak daha doğru geldi.
Henüz çok yeniyiz, farkındayım. Birbirimizi yeni yeni tanıyoruz ve geleceğin ne olacağını şimdiden biliyormuşuz gibi davranmak istemiyorum. Ama ilk gece saatlerce sesli konuşmamızın bu kadar kolay olması aklımda. Birbirimize videolar gösterirken sürekli “bir tane daha var” diye devam etmemiz de. Ben sana bilmediğin bazı şeyleri anlatırken sabırlı ve heyecanlıydım; sen de gerçekten dinliyordun. Bunlar bir başlangıç için bence gayet güzel şeyler.
Oyunda olan o küçük olayı da unutmuyorum. Seni savundum, sonra küfür edeceğim zaman sesini kapatmanı istedim. Çok büyük bir hareket değildi. Ama sen bunu hatırladığını söyleyince, sende hoşuma giden taraflardan birini daha gördüm: bazı şeyleri önemseyip aklında tutuyorsun. Bunu herkes yapmıyor.
Yalan söylemeyeyim, bazen telefona bakıp senden mesaj geldi mi diye kontrol ediyorum. Bunu büyük bir itiraf gibi yazmıyorum; sadece şu anki hâlimizin bende böyle küçük etkileri var. Seninle konuşmak bana iyi geliyor. Kısa bir konuşma bile olsa günün içinde kendine ait bir yeri oluyor.
15 Temmuz için heyecanlıyım. Biraz da geriliyorum. Seni ekrandan değil, gerçekten karşımda görecek olmak güzel ama kusursuz görünmeye veya kusursuz davranmaya çalışmayacağım. Muhtemelen bir yerde saçma bir şey söyleyip sonra onu fazla düşüneceğim. Senin yanında rahat olup birlikte güzel vakit geçirmek istiyorum; bence en önemlisi bu.
Seni üzmekten veya yanlış bir şey yapmaktan çekiniyorum. Bu, her adımımı hesapladığım anlamına gelmiyor. Sadece sana verdiğim değeri fark ettiğim için biraz daha özenli olmak istiyorum. Hislerin hızını abartmadan söyleyeyim: Bu başlangıcın güzel olduğunu düşünüyorum. Seni tanımış olmama seviniyorum. Umarım bundan sonrası ikimiz için de aceleye getirmeden, rahatça ve güzel şekilde devam eder.
Bana kendimi özel hissettirdiğin için teşekkür ederim Ada. Bu sayfa sana büyük laflar etmek için değil. Sadece, yazdıklarının bende bir yere dokunduğunu bilmeni istiyor. 15 Temmuz’da görüşürüz. Gerçekten merak ediyorum; bakalım saatlerce konuştuğumuz hâlimiz yüz yüze nasıl olacak?
Büyük sözler vermek yerine, sana karşı nasıl biri olmaya çalışacağımı söylemek istedim.
Seni dinlemeye çalışacağım; sadece cevap vermek için değil.
Küçük şeyleri önemsediğini unutmayacağım.
Rahatsız olduğun bir şeyi söylediğinde ciddiye alacağım.
Sana verdiğim değeri yalnızca sözle değil, davranışlarımla da göstermeye çalışacağım.
Yanımda kendin gibi olabilmeni isterim.
Birlikte bol bol gülelim istiyorum.
Bu sayfanın en sakin yerinde küçük bir şey sakladım.